’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Ağız içi mukozasının deformasyonuyla meydana gelen yemek yeme,konuşma hatta tükürük salgısının kontrol edilememesine yol açan belirgin sınırlı beyaz-kırmızı aftöz yapılardır.
Toplumda her 5 kişiden birinde görülebileceği gibi görülme sıklığı kadınlarda daha fazladır. Peki yaşam kalitemizi azaltan ağrılı sızılı bu ağız içi enfeksiyonu niçin bizim ağzımızı seçer??
Bağışıklık Sistemi Zayıflığı:
Genellikle ya bir hastalığın en yüksek enfektif-ateşli döneminde yada daha yeni atlatıldığı dönemde,yaşlılarda,çocuklarda,HIV-lupus gibi vücudun bağışıklık sistemine saldıran hastalıklarda sıklıkla karşılaşılır.
Vitamin ve Demir Eksikliği:
Özellikle B vitamini kombinasyonları,folik asit eksikliğinde ortaya çıktığı gözlemlenen ağız aftları sık tekrarlıyorsa beslenme düzeninizi gözden geçirmeli,eczacınıza danışıp bir vitamin desteği almalısınız.
Mekanik Etki:
Yanlışlıkla ağız içi derisini ısırmak,çok sıcak çok soğuk besin tüketmek,sert diş fırçalama alışkanlığı,ağıza takılan protez dişlerin ağız içinde yaptığı yaralamalar aft nedeni olabilir.
Beslenme:
Çoğu zaman Ağzınızda aft oluştuktan 1-2gün öncesine bakarsanız çok sık tuzlu asitli sirkeli yada baharatlı çerez ve yiyecekler tükettiğinizi görebilirsiniz.
Helicobakter Pylori:
Mide ülserine yol açan ve günümüzde çok sık rastlanan bu bakteri oral aftların ana nedeni olabilir ve tedavi edilmediği sürece ağıziçi yaralarınızdan kurtulamazsınız.
Bazı solunum yolu ilaçları:
İnhalasyon yani nefes yoluyla aldığımız birtakım ilaçlar kullanım sonrası ağız hijyeni sağlanmadığı takdirde aft oluşumuna neden olabilir.Bu ilaçların kullanımından sonra ağızın iyice çalkalanması yada antiseptik bir gargara veya sprey kullanılması eczacınız tarafından önerilir.
Tüm bunların yanında oral aftlarla stres, sigara kullanımı, hormonal dengesizlikler gibi nedenlerle de karşılaşabiliriz.
Peki tedavisi mümkün müdür?
Tıp buna çare bulabilmiş mi? Tabii ki evet.. Öncelikle yaşam kalitenizi yükseltmek adına yemekle yaranın iletişimini kesmek acıyı yanmayı hafifletmek için ağız içi pomatlar kullanılır. Bu arada ağız hijyenini sağlamak içinde antiseptik antimikrobiyal sprey yada gargara tavsiye edilir. Doktorların sıklıkla reçetelerinde yer verdiği eczacınız tarafından eczanede hazırlanan majistral formüller de iyileşme sürecinde sıklıkla kullanılır. Eğer eksikliği mevcut ise B vitamini kombinasyonları tekrarlayan aftların tedavisinde mutlaka yer almalıdır.

Birkaç işe yarayacağını düşündüğüm tüyo da eczacınızdan:
Karadut şurubu: Eczanelerden kolayca temin edebileceğiniz bu ürün çok etkili bir antiseptiktir. Güçlü antioksidan özelliği ve niasin içeriği yara iyileşmesinde çok etkilidir.
1 çay bardağı suyun içine 1 çay kaşığı karbonat karıştırılıp gazlı bezle ağız içine yaraların üzerine sürülmesi iyileşmeyi hızlandırır.
Herhangi bir gıdaya karşı alerjiniz varsa bu da afta davetiye çıkarıyor olabilir. Son zamanlarda sıklıkla yediğiniz şeyleri gözden geçirip bunları keserek tedavi sürecini hızlandırabilir ve bundan sonraki dönemde daha dikkatli olabilirsiniz.
Sağlıklı ve mutlu günler dilerim…
Ecz. Esra Haneci Gerçeker
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.