’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Her yıl dünyada ölümlerin yüzde 6’sı hareketsizlikten kaynaklanmaktadır. şeker hastalığı, şişmanlık, damar sertliği ve fiziksel aktivite yetersizliği gibi risk faktörlerinin çocukluk çağında görülmeleri, erişkinlikte kalp hastalığı gelişme riskini büyük oranda artırmaktadır. Kısacası sporu yaşam tarzı olarak benimsemek ileride gelişebilecek kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır.
Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, dünyada önde gelen 10 ölüm nedeninden 4’ü ile doğrudan bağlantılıdır. Meyve ve sebzeler açısından zengin olan Akdeniz tipi diyet kalp sağlığı dostu bir beslenme şekli, kalp ve damar hastalıklarında ve inmeden korunmaya yardımcı olur. Tütün içen her iki kişiden biri, tütünle ilişkili hastalıklar nedeniyle ölmektedir. Günümüzde sigara içen çocukların ve gençlerin sayısı ne yazık ki giderek artmaktadır. Her yıl aralarında çocukların da bulunduğu 600.000’den fazla insan, tütün kullanmadıkları halde pasif içicilik nedeniyle yaşamlarını kaybetmektedir. Sigarayı bırakmak ve sigara dumanına pasif maruziyetten korunmak, kalp ve damar hastalığı ve inme riskini azaltır. Sigara özellikle damar hastalarında, burger hastalığında çok önemli bir nedendir. Tütün mamullerinin zararlarına ilişkin duyarlılığın erken yaşlarda gençlere aşılanması gerekmektedir.
Kan Değerlerinizi Ve Kilonuzu Düzenli Olarak Kontrol Ettirin.
Ancak düzenli sağlık kontrollerinden geçmek en az bu adımlar kadar önemlidir. Çoğunlukla yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, fazla kilo ve obezite, tütün kullanımı ya da şeker hastalığı gibi risk faktörlerinin tetiklediği kalp ve damar hastalığı ve inme önlenebilir hastalıklardır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanarak, düzenli egzersiz ve tütün kullanmayarak bu hastalıklardan büyük ölçüde korunabilirsiniz.
.jpg)
Kalp ve damar hastalığı ve inmenin, yaşlıları, erkekleri ve zengin toplumları daha fazla etkilediği yanlış bilinen bir gerçektir. Kardiyovasküler hastalıklar her iki cinsiyeti de etkiler, Her bir dakikada yaklaşık bir ölüm olayı yaşanması çok üzücüdür. Kalp ve damar hastalıkları riskleri, doğum öncesinde fetal dönemde başlamakta ve sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve tütün kullanımı sonucu çocukluğun ilerleyen dönemlerinde giderek artmaktadır. Modern toplumda çocuklar “kötü” yağ ve şeker içeriği yüksek bol kalorili besinlerle beslenmektedir. Bilgisayar oyunları gibi kişiyi fiziksel aktivitelerden uzaklaştıran bağımlılıkların yanı sıra, tütün kullanımına teşvik eden reklamlar ya da pasif içicilik nedeniyle çocukların tütün dumanına maruz kalması sağlıklarını olumsuz etkilemektedir. Hem çocuklarımızın iyiliği hem de kendi sağlığımız için kalp ve damar hastalıkları risklerden korunmalı ve bir an önce sağlıklı yaşam için harekete geçmeliyiz. Kalp ve damar hastalıklar erken tanı ve tedavi ile önlenebilir ölüm nedenleri arasında dünyada ilk sırada gelmektedir, Bacaklarınızda ağrı, yanma, kramp ve şişlik varsa yürüdüğünüz zaman bacaklarınızda ağrı ve duraklama hissediyorsanız bir damar cerrahisi kliniğinde doppler ultrason ile kontrol ve muayene olduğunuzda erken tanı ve teşhis hayat kurtarır.
Op. Dr. Cafer Abbasoğlu
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.