Alkol Kullanımının Şeker Hastalığı Üzerindeki Etkisi

Alkol Kullanımının Şeker Hastalığı Üzerindeki Etkisi

Op. Dr. Erol Vural Alkol Kullanımının Şeker Hastalığı üzerindeki Etkisi hakkında bilgi verdi.
 
Son yıllarda artan şeker hastalığı özellikle kontrol altında tutulmadığı zaman diğer sağlık sorunlarına da neden olmasından dolayı tedavi süreçlerinde hastaların titiz davranmaları gerekmektedir. Bu bağlamda şeker hastaları tarafından en çok merak edilen konuların başında olan şeker hastalarının alkol kullanımı sorusuna cevap arıyoruz.
 
Alkol genel olarak sağlığa zararlı bir madde olmasından dolayı vücudu alınmaması her koşulda tavsiye edilmektedir. Fakat konu birde şeker hastalığı olduğu zaman hastanın alkol kullanımı konusunda daha titiz olması gerekmektedir.
 
Vücuda Alkol Girdikten Sonraki Dönem
 
Şeker hastalığı ile alkol arasında bağlantı kurmak için glukoz üretiminin incelenmesi gerekmektedir. Alkol vücuda girdiği zaman karaciğerin enzimlerinin sadece alkolün yakılması ile meşgul duruma getirmesinden dolayı glukoz üretimi pasif duruma geçerek yeterli miktarda üretilmemesine neden olmaktadır. Aynı şekilde alkolden sonra karaciğerde depolanan glikozlar açığa çıkarak glikoz depolarının boşalmasına ve bu nedenle hipoglisemi sorununun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
 
Alkol aynı şekilde vücudu girdikten sonra kanda kortizon ve büyüme hormonu salınımından 3,5-4 saat sonra kandaki glukoz miktarının artması görüleceğinden dolayı özellikle Tip-2 diyabet hastalarını ciddi oranda etkileyecektir. Alkolün karaciğerin üzerindeki etkileri aynı şekilde yağ asitleri üzerinde de etki yaparak yağ asiti üretme oranlarının da azalma oluşacaktır. Alkol aynı zamanda karaciğerdeki glukoz üretimini bloke ettiğinden dolayı yoğun iştah artmasına da neden olmaktadır. Özellikle hem diyabet hem de şeker hastalığı olan bireyler alkol kullanımından uzak durmaları gerekmektedir.
 
Alkolün bu etkileri düşünüldüğünde Tip-2 diyabet hastalarının en büyük sorunu olan kan şekeri yükselmesi sorununa alkolün hipoglisemi riskini arttırması bağdaştırıldığında alkol kullanımının diyabet hastaları üzerinde ciddi risk oluşturulduğu görülmektedir.
 
Peki Şeker Hastaları Alkol Aldıklarında
 
Şeker hastalarının hastalık seviyelerine göre insülin alma sürelerinin kesinlikle aksatmamaları gerekmektedir. Hipoglisemi ya da insülin eksikliği oluşması sonunda eğer hasta sarhoş durumda ise durumu kontrol edemeyeceği için sarhoşluğun etkisi ile kendinden geçen hastalar durumlarını kontrol edemeyecekleri için gerekli ilaçların alımına engel olacaklardır.
 
İlave olarak yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında Alkol alımından sonra ortaya çıkan Hipoglisemi yüksek oranda olması durumunda hayati riskler oluşturup hastalarda ölüm ile sonuçlandığı görülmektedir.
 
“Diyabet hastalarının kesinlikle sarhoşluk seviyesine ulaşacak kadar alkol almamaları ve ertesi gün yalnız olmamalarına dikkat etmeleri gerekmektedir.
 
Alkol Almayı Bırakamayan Hastalar İçin
 
Hasta eğer alkol almanın önüne geçemiyor ya da geçmek istemiyorsa kesinlikle alkol alırken bir şeyler yemesi gerekmektedir. Özellikle alkol sonrası Hipoglisemi oluşacağından dolayı alınacak gıdaların karbonhidrat odaklı olmasına özen gösterilmelidir.
 
“Bir bardak süt içindeki karbonhidrat ile bir duble biradaki karbonhidrat oranı ortalama olarak aynı miktardır”
 
Şeker hastalarının alkol almaları kesin olduğu zamanlarda özellikle likör gibi yoğun şekerlilerden uzak durması gerekmektedir. Şeker hastalarının yoğun alkol alması durumunda yatmadan önce karbonhidratlı yiyecekler yemesi gerekmektedir. Özellikle patates kızartması ya da gevreği glukozun yavaş yükselmesine neden olmasından dolayı tüketilecek gıdalar arasında düşünülebilir. Şeker hastalarının alkol alması durumunda yatmadan önce kullandıkları insülin miktarının dozunu 2-3 ünite azaltılması gerekebilmektedir. Şeker hastalarının sarhoş olması durumunda mutlaka yatmadan önce yakınında birilerine haber vermesi gerekmektedir. Bu durum genelde yanlış düşüncelere neden olsa da haber verme konusunun kesinlikle atlanmaması gerekmektedir.
 
Şeker hastaları alkol alma ihtiyaçlarının önüne geçemiyorsa tek başlarına alkol almamaya ya da evinde alkol almaları tavsiye edilmektedir.
 
Şeker Hastalığında Alkol Kullanımının Kontrol Altına Alınması İçin Tedavi
 
Tip-2 diyabet hastalarında son yıllarda uygulanan şeker hastalığı ameliyatı sayesinde çok kısa sürede hastalıktan %90 oranından kurutulabilmektedir. Fakat hem hastalıktan kurtulmak hem de şeker hastalığı ameliyatı sonrası operasyonun başarılı geçmesi için hastaların alkolü hayatlarından çıkartmasına özen göstermesi gerekmektedir. Şeker hastalığı ameliyatı sonrası tedavi sürecinde alkol bırakımı için hastaların psikolojik destek almaları tavsiye edilmektedir. Özellikle alkol bırakma konusunda ciddi sorun yaşayan kişilerin kendi başlarına alkolü bırakmaları yerine uygun tedavi programı ile alkolden kurtulmaları tavsiye edilmektedir.
Kaynak-http://www.drerolvural.com/

DİĞER HABERLER
Kalp Krizinden Korunmak
İyi Bayramlar
Bahar alerjisine dikkat
Beslenme ve Diyet Önerileri
’Reçete’ / Nükleer Tıp, PET ve Kanser Tedavisi
’Reçete’ / Antibiyotik Direnci
Hemen Acile Koşmayın
Kanserde Yeni Tedavi Yöntemleri
Cilt Lekeleri
Kutlu Olsun
Reçete Kanser Nasıl Tanınır
Ramazan Ayında Susuz Kalmamak
Kızamık virüsünden nasıl korunulur?
Hamilelerdeki Rahatsızlıklar Nasıl Geçer?
Kutlu Olsun
’Reçete’ / Meme Kanseri
Dijital Demans Tehlikesi
Ramazanda İlaç Kullananlara Uyarılar
Ramazanda Beslenme Önerileri
Omega 3 ün Sağlık Üzerindeki Etkileri
Reçete Kalp Çarpıntısı Ne Zaman Tehlikeli
Aralıklı Oruç Diyeti Nedir?
Enerji İçeceklerine Dikkat!
İnatçı Öksürük Uyarısı
Reçete Yenidoğan Testleri ve Önemi
Faydaları Saymakla Bitmiyor
Gençlerde Kalp Krizi Artıyor
Diyabet Kontrol Altında Olmalı
Kritik Maske Uyarısı
Kemik Sağlığına Dikkat!

En Çok Okunanlar


’Reçete’ / Meme Kanseri

Bu bölümde, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel Tezel ile meme kanseri hakkında en çok merak edilenleri konuştuk.

Kutlu Olsun

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

Ramazan Ayında Susuz Kalmamak

Ramazan, manevi bir arınma süreci olarak benimsense de, uzun saatler süren açlık ve susuzluk, özellikle sıcak iklimlerde yaşayanlar için fizyolojik bir sınav haline gelebilir.