’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

İngiltere King’s College of London 23 Mayıs’ta BMJ Journal da bir çalışma yayınladı. Antidepresan kullanan kişileri çok yakından ilgilendiren bir çalışmaydı.
“10 yıllık Antidepresan Kullanımı Sonucu Kilo Üzerindeki Etkiler” konulu bu çalışmada 20 yaş ve üzeri 294,739 kişinin sağlık datalarından faydalanılmış. En az 3 kere beden kitle indeksi ölçülüp kayıt altına alınmış bu kişilerde, 2004-2014 yılları arasındaki kilo değişimleri incelenmiş.
Çalışmayı yürüten Dr. Rafael Gafoor göre, hastalar yaş, sigara kullanımı, diyabet, kanser gibi birçok faktör göz önüne alınarak değerlendirildiğinde çıkan sonuç enteresan. Antidepresan ile tedavide normal kiloda olanlar kilo almaya, kilolu kimseler ise obeziteye daha yatkın hale geliyor.
12 tür antidepresan etken maddesi ile yürütülen çalışmada mirtazapin kullanımının, hiç antidepresan kullanmayanlara oranla %50 daha fazla kilo artış riski olduğu tespit edilmiş, sitolopram kullanımında ise bu oran %26 civarında.
“Kilo artışının sebebinin ne olduğunu söylemek zor “diye ekliyor Dr. Gafoor. “Depresyon kendi başına da bir kilo artış sebebi olabiliyor aslında, ilaç kullanımına bağlı ya da değil kişi kilo aldığında depresyon daha da şiddetlenebiliyor, kilo alımı artıyor ve bu bir kısır döngü haline gelebiliyor.
Bütün bunlara rağmen, depresyon ilaçları asla kendi başınıza kesebileceğiniz ilaçlar değiller. Farklı bireylerde farklı etkiler de görülebileceği düşünüldüğünde hekim kontrolünde iştahı en az etkileyecek ilaçlara yönelinip, hayata sporu ya da diyeti ekleyerek hastalığın tedavisine de yardımcı olunabilir.
BMJ Journal
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.