’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Ecz. N. Nazlı OKAY
Muhtemelen hiçbir hastalık teşhisine kanser kadar korkuyla bakılmaz. Kanserden ölme beklentisiyle karşı karşıya kalmak, yaşamın en acı verici duygusal olaylarından biriyle karşılaşmaktır. Bu korku, kısmen toplumdaki kanser oranının yüksek olduğunun farkında olmaktan kaynaklanabilir. Bu korkunun ikinci bir temeli, kanserin yaş, cinsiyet, etnik veya ekonomik grup ayırmaması olabilir. Korku tepkisi, kanserin çeşitli biçim ve evrelerinde "haber" olarak medyada veya televizyonda izlediğimiz dizi ve filmlerde geniş yer almasından da etkilenebilir. Son olarak, kanser tedavisinin şekil bozucu, ağrılı, uzun süreli, pahalı ve çoğu zaman sonuçsuz olduğuna dair yaygın bir algı vardır. Bütün bu sebeplerden dolayı kanser teşhisi, hasta ve onun yakınları için oldukça zor karşılanır. Gelin hep birlikte bu hastalığa daha yakından bakalım.
Tümörler, vücudumuzdaki en küçük birim olan hücrelerimizin aşırı bölünmesi sonucu olarak belirli bir bölgedeki dokuların normal dışı bir şekilde büyümesidir. Yaşlı veya bir şekilde hasar almış hücreler öldüğünde yerlerini sağlıklı hücreler alır. Hücrelerimizin bu onarım süreçleri bozulursa tümörlü dokular oluşur. Tümörler, iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) şeklinde ikiye ayrılır. Dolayısıyla vücudumuzdaki bütün tümörler kansere dönüşecek algısı yanlıştır.
Kanser, hücrelerimizdeki çok sayıda zamansal değişiklik içeren ve sonuçta malign (kötü huylu) tümörlere yol açan karmaşık bir hastalıktır. Kötü huylu tümörler oluştukları organlara göre birçok farklı kanser türlerini meydana getirir. Anormal hücre büyümesi (neoplazi), hastalığın biyolojik son noktasıdır. Çevre dokulara ve uzak organlara sıçrayan tümör hücreleri, hastalığı daha tehlikeli bir hale getirmektedir. Bu hastalığı diğer organlara sıçramadan fark etmenin en etkili yolu erken teşhiste bulunmaktır. Bununla birlikte ilerleyen sağlık sistemlerimiz sayesinde tedavi seçenekleri gün geçtikçe artmaktadır.
Kanser Neden Oluşur?
Sağlıklı hücrelerin kötü huylu tümörlere dönüşümünün altında çok spesifik süreçler yatsa da, radyasyon, kimyasallar, sigara, alkol, virüsler, iltihaplanma vb. sebepler dahil olmak üzere çok sayıda spesifik olmayan etki hastalığı başlatabilir. Gerçekten de, çevredeki hemen hemen her türlü kışkırtıcı maddeye uzun süre maruz kalmanın potansiyel olarak kansere neden olabileceği görülmektedir. Çok spesifik bir sürecin çok spesifik olmayan yollarla başlatılabileceği, bilim adamları tarafından “onkojenik paradoks” olarak kabul edilmiştir.
.png)
Son olarak, bu yazıda kanserin ne olduğuna ışık tutmayı amaçladım. Peki, gerçekten korkmalı mıyız sorusunun cevabına gelirsek; hayır, korkmayalım. Biz veya bir yakınımız bu teşhisi alırsa güçlü durmaya çalışalım. Çünkü dünyada ve ülkemizde sağlık bilimleri her geçen gün aydınlanmaktadır. Pek çok yeni tedavi seçenekleri literatüre geçmektedir. Bizim kendi vücudumuza karşı farkındalığımızın yüksek olması erken teşhislerin önünü açmaktadır. Unutmayalım ki; ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR. Bir sonraki yazımda kanser hastalığının tedavi seçeneklerinden ve bu tedavilerin korkulan yan etkileriyle başa çıkma yollarından bahsedeceğim. O zamana kadar sağlıkla kalın, görüşmek üzere…
Ecz. N. Nazlı OKAY
Kaynaklar;
Eczacıdan Sağlık
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.