’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Av. Dicle Gençosmanoğlu
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Latince “mobile vulgus” kelimesinden gelen mobbing, İngilizce’de “mob” (saldırmak,rahatsız etmek anlamlarında) fiilinden gelmektedir. Türkçe’de ise; Türk Dil Kurumu tarafından ‘’bezdiri’’ olarak ifade edilen mobbing, bugünlerde sıklıkla gündeme gelen konulardan biridir.
Tarihsel gelişimine bakıldığında; ilk defa 1984 yılında İsveç’te “İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık’’ konulu bir rapor kapsamında Heinz Leymann tarafından ortaya atılan bezdiri kavramına, 1993 yılında yine İsveç’te çıkarılan ‘’İşyerinde Kişilerin Mağdur Edilmesi’’ başlıklı kanun ile hukuki bir nitelik kazandırıldığı görülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün “Sağlık’’ Tanımı
DSÖ; sağlığı, bütüncül bir bakış açısıyla tanımlamaktadır: ‘’Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olmaktır.’’
Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’a Göre “Sağlık’’
Sağlık mevzuatımızda yer alan 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’da yer alan sağlık tanımı, DSÖ’nün yaptığı tanım ile aynı doğrultudadır: ‘’Sağlık, yalnız hastalık ve maluliyetin yokluğu olmayıp, bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir.’
Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un sağlık tanımlamaları değerlendirildiğinde; işyerlerinde, işverenin bir çalışanına ya da bir çalışanın, başka bir çalışana uyguladığı psikolojik taciz olarak da bilinen bezdirinin, mağdur çalışanların hem fiziksel, hem de ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmalıdır.
Türk Hukuk Düzeninde Bezdiri
19.03.2011 Tarih ve 27879 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘’İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi’’ konulu Genelge’ye göre bezdiri; kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması şekillerinde ortaya çıkmaktadır. Kamuda ve özel sektörde çalışma hayatını olumsuz etkileyen bezdiri, Türk hukuk düzeninde özellikle İş Hukuku açısından ele alınmaktadır. Bu bağlamda, konu ile ilgili yürürlükteki düzenlemeleri şöyle sıralamak mümkündür:
1. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre ‘’Bezdiri’’:
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun ‘’İşçinin kişiliğinin korunması’’ başlığı altındaki 417. maddesi, Türk Hukuku’nda bezdiri ile ilgili ilk hukuki düzenleme olma özelliğini taşır. Maddede yer alan düzenlemeye göre; işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. TBK’nun ilgili düzenlemesinde yer alan ‘’psikolojik taciz’’ ifadesi, bezdiriye işaret eder.
2. 4857 Sayılı İş Kanunu’na Göre “Bezdiri”:
4857 Sayılı Kanunu’nun 5. maddesinde, eşit davranma ilkesine ilişkin düzenleme yer almaktadır. Düzenlemeye göre; iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. Ayrımcılık yasağına ilişkin İş Kanunu’ndaki bu düzenleme ile Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesindeki düzenleme birbirini tamamlamaktadır.
3. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na Göre “Bezdiri”:
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun ‘’İşverenin genel yükümlülüğü’’ başlığı altında yer alan 4. maddesinde; işverenin, çalışanların iş ile ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. İşveren, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkileyen bezdiriye karşı işverenin önlemler alması, bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Sonuç Olarak; Yargıtay kararlarına göre, çalışma hayatında bezdiri olarak kabul edilen sistematik, sürekli ve kasıtlı davranışlara uğrayanların oranı yüzde 40’a dayanmıştır. Hukuk düzenimizde konu ile ilgili düzenlemeler var olmakla birlikte, kanımca yeterli değildir. Karşılaştırmalı Hukuk ve bilimsel veriler incelenmeli, mağdur çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz anlamda etkileyerek giderek artan ve güncel bir sorun haline gelen bezdirinin önlenmesine yönelik etkili çalışmalar yapılmalıdır.
Kaynaklar:
1.http://www.cnnturk.com/ajanda/mobbing-nedir-kisaca-mobbing-kelimesinin-anlami
2.http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/15/yildirma-mobbing
3.Gürkan Sert, Özge Yücel, Sağlık ve Tıp Hukukunda Sorumluluk ve İnsan Hakları, Ankara, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 2018, s. 25.
4.Selahattin Samet Bilge, ‘’Mobbing Terimi ve Türk Hukuk Düzeninde İncelenmesi’’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65 (4), 2016, s. 1271- 1272.
5.Burcu Gün Evin, Gül Gün, ‘’Mobbingin Türk Hukuku Açısından Değerlendirilmesi’’, International Journal Entrepreneurship and ManagementInquiries Dergisi, cilt 3, sayı 4, s. 100.
6.http://www.hrdergi.com/yargi-kararlari-isiginda-mobbing
7.http://www.t24.com.tr/haber/turkiyede-9-milyon-600-bin-kisi-mobbinge-ugruyor,731102#:~:text=’’Çalışma%20nüfusunun%20yüzde%2040’ı%20mobbinge%20uğramaktadır’’&text=Mobbing...
Av. Dicle Gençosmanoğlu
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.