Bebeklerde katılma nedir? İlk yardım nasıl olmalı?
Anneler için bebeklerinin ağlaması dayanılmazdır. Üstelik ağlarken nefesi kesiliyor, sesi çıkmıyorsa paniklemeniz kaçınılmaz olur. Ancak ailelerin, bebeklerinin katılması durumunda sakinliğini korumasının çok önemli olduğunu belirten Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı, ailelerin yapması gerekenler hakkında önemli bilgiler veriyor.
Bebekler neden katılır?
Katılma bebeklerin ağlamasıyla birlikte nefes alamaması durumudur. Bebeklikte sıkça görülen katılma ve nefes tutma nöbetleri, 4-5 yaşa kadar devam edebilmektedir. Bebek canı yandığında veya ağrı nedeniyle ağlamaya başladığında nefesini tutar, sesi kesilir ve dudaklarında morarma meydana gelir. Bazı durumlarda ise bu durum kasılma ve bebeğin kendinden geçmesiyle sonlanır.
Katılma; morarma veya solukluk olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Morarma şeklinde görülen katılma, bebeklerde sıkça görülmektedir. Bebeğin nefesi kesilir ve sonrasında teni mor renk alır. Morarma ile seyreden katılmanın nedeninin nefes almadaki bozukluklar olduğu düşünülmektedir.
Solukluk ile seyreden katılma ise daha nadir görülmektedir. Bebeğin kalp atışı yavaşlar ve ten rengi bembeyaz olur.
Katılma nöbeti neden ortaya çıkar?
Katılma nöbetinin nedeniyle ilgili iki farklı görüş vardır. Birincisi; genetik olarak ailede yatkınlık bulunması nedeniyle bebeklerde katılma görülmektedir. İkincisi ise demir eksikliğine bağlı olarak katılma görülmektedir. Demir eksikliği tedavisi yapıldıktan sonra katılma şikayetleri azalmaktadır. Kardiyolojik ve nörolojik nedenlerin yol açtığı nöbetlerden ayırt edilmeli.
Aileler ne yapmalı?
Öncelikle ailelerin katılma nöbetleri sırasında sakinliklerini korumaları önemlidir. Bebeğin katılması durumunda sarsılmamasına dikkat edilmeli ve kusma tehlikesine karşı bebek mutlaka yan yatırılmalıdır.
Katılma sırasında bebeğin hareketlerini gözlemlemek gerekmektedir. Katılma süresi bir dakikayı geçtiyse ambulansı aramak doğru olacaktır.
Bebeğinizde katılmaya neden olan faktörleri ortadan kaldırmaya veya etkisini azaltmaya çalışabilirsiniz. Bu faktörleri doktorunuzla konuşarak altında yatan sebeplerin neler olduğunu anlayarak, tekrar ortaya çıkmalarını engelleyebilirsiniz.
Ailelerin en sık yaptığı hatalar…
Katılma nöbetleri sırasında ailelerin yaptığı en sık hatalar bebeği sarsmak ve suya sokmaktır. Panik halinde yapılan bu hareketler, bebeğinizin yaralanmasına neden olabilir. Bebeğinize her ağladığınızda tedirgin bir şekilde yaklaşmamanız önemlidir. Bu durumdan korkan çocuğun katılma nöbeti geçirme ihtimali yükselmektedir. Ailenin bu konuda bilinçlenmesi ve bu şekilde yaklaşması katılma nöbetlerinin hasarsız geçmesini sağlamaktadır.
Katılma nöbetleri kalıcı mıdır?
Katılma nöbetleri bebeklik döneminde sıkça görülürken 4-5 yaş civarında kaybolmaktadır. Katılma, sinir sisteminin henüz olgunlaşmamış bir bölümüyle ilgili ortaya çıkan bir durumdur. Bu bölüm 5 yaş civarında olgunlaşır, sonrasında katılma görülmemektedir.
Bebekte şuur kaybı meydana gelip kendinden geçmesi durumunda aileler haklı olarak panik yapmaktadır. Ancak şuur kaybı, beynin yeterince oksijen alamamasının sonucunda bir tedbir olarak ortaya çıkmaktadır. Katılmaya bağlı olarak kalıcı beyin hasarı veya hayati tehlike söz konusu değildir.
Katılmanın tedavisi var mıdır?
Öncelikle ailelerin bebeklerinin katılma nedenleri anlamaları gerekmektedir. Genetik veya kansızlık faktörlerinden hangisinin neden olduğunu anlayıp tedavinin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun dışında ailelerin soğukkanlı olması sorunun çözülmesini sağlayacaktır.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Sınav dönemlerinde artan zihinsel yük; öğrencilerde yoğun stres, sınav kaygısı ve uykusuzluğun yanı sıra soğuk havalar ve gribal enfeksiyonlara bağlı olarak performans düşüklüğüne yol açabilmektedir.