Binlerce gıda ürününde ve bazı ilaçlarda bulunan yapay bir tatlandırıcıdır ASPARTAM.
Düşük kalorili olmasından ve sofra şekerinden 200 kat daha tatlı olmasından dolayı hazır gıda sektöründe ve diyet ürünlerde sıklıkla tercih edilir.
1890 yılında ABD’de onaylandıktan sonra tartışmaları hiç bitmeyen aspartama biraz yakından bakalım.
Aspartam Nedir?
Aspartik asit ve fenilalanin den oluşur. İkisi de birer aminoasittir. Bu iki aminoasit de yiyeceklerde doğal yollarla bulunur. Fakat fazlası toksik etki gösterir.
Ama vücut aspartamı işlediğinde %10 oranında metanol oluşturur. Yüksek miktarı toksik olan bu bileşik, alkolizmde körlük ve ölüme sebep olan zehir olarak bilinir. Düzenli alındığında ise kanserojen formaldehite ayrılır.
Aspartam belli bir sıcaklığın üzerinde formaldehide dönüşür, tatlandırıcı özelliği ortadan kalkar. Bu nedenle pişen yiyeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılamaz. Yaygın olarak kullanılan aspartam 31 derecede fenilalanin, aspartik asit ve metanole ayrışır.
İnsanlar metanole hayvanlardan daha duyarlıdır bu yüzden hayvan deneylerinin sonuçları doğru yansıtmadığına dair görüşler vardır.
Aspartam yiyeceklerde E951 KODUYLA bulunur.
Aspartam zararlı mıdır?
Tatlandırıcıların fazla kalori alımında ortaya çıkan sinyalleme sürecini bozduğu, ama midedeki doluluk hissinin beyne giden sinyalle örtüşmemesinden dolayı aşırı yemeğe neden olabileceği bilinmektedir.
Çünkü yapay tatlandırıcılar sundukları tatlarla sağlanılan enerji arasında uyuşmazlık oluştururlar.
Daha basit tabirle beyni kandırırlar.
Ayrıca beyin tümörü ve insülin direnci yaptığına dair çalışmalar da vardır.
Ne yapmalı?
Alternatif tatlandırma ürünleri kullanılabilir
· Bal, şeker kamışı pekmezi,hurma
· Sabır otu nektarı
· Akçaağaç şurubu
· Stevya bitkisi (fareler üzerinde yapılan araştırmalarda sperm sayısında ve dişi farelerde doğurganlıkta azalma yaptığı saptanmıştır, doğallığı tartışmalıdır)
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Sınav dönemlerinde artan zihinsel yük; öğrencilerde yoğun stres, sınav kaygısı ve uykusuzluğun yanı sıra soğuk havalar ve gribal enfeksiyonlara bağlı olarak performans düşüklüğüne yol açabilmektedir.