Kanser Savaşçısı 5 Bitki

Kanser Savaşçısı 5 Bitki

Kanser Savaşçısı 5 Bitki

Son yüzyılda, kanser, insanlardaki ölüm sebepleri arasından başı çekmektedir. Bu durumun oluşmasında işlenmiş gıdaların ve çevresel kirlenmenin de katkısı vardır. Hâlbuki farkında olmadığınız birkaç kanser koruyucu arka bahçenizde yetişiyor olabilir. Burada, bilimsel çalışmalar ile kansere karşı koruma özelliği olduğu desteklenen 5 farklı bahçe bitkisini konuşacağız.

1.  Kekik (Oregano)

Pizza baharatı olarak ün kazanmış kekiğin sağlığa faydalı kanıtlanmış birçok özelliği vardır. Gerçekte, kekiğin esansiyal yağı atalarımız tarafından yüzyıllar boyunca cilt koruyucu ve öksürük nöbetlerinin tedavisinde olarak kullanılmıştır.  Yapılan son çalışmalar kekiğin sahip olduğu antimikrobiyal özelliklerini[1-2] ve böbrek taşlarının oluşum riskini düşürdüğünü[3] göstermiştir.

Bu bitki konusunda en dikkat çekici şey ise son çalışmaların kekiğin anti-kanser ajan olarak kullanılabileceğini desteklemesidir. Yapılan çalışmanın merkezinde kekiğin içerisinde yer alan ve anahtar rol oynayan carvacrol isimli madde yer almaktadır. Carvacrolün anti-tümör aktivitesi gibi birçok yararlı özellikten sorumlu olduğu düşünülmektedir. Hücre hatlarında yapılan çalışmalar carvacrol isimli maddenin birçok kanser türünün büyümesini durduğunu ve hücre ölümünü desteklediğini göstermiştir[4-5]. Özellikle uçucu yağının başta akciğer ve meme olmak üzere çeşitli kanser hücrelerini öldürücü etkisi gösterilmiştir.

2.  Şerbetçiotu (Humulus lupulus)

Ev yapımı bira işiyle uğraşan herkesin de bileceği üzere, bira tadının muhafaza edilmesinde şerbetçiotunun önemi büyüktür. Yenilebilir yapraklar ve sürgünlerden oluşan şerbetçiotu aynı zamanda çay gibi de demlenip içilebilir. Bira yapanların geleneksel kullanımları ile birlikte, yapılan son bilimsel çalışmalar ışığında, şerbetçiotu, içerisindeki xanthohumol ismindeki aktif madde sayesinde kanser ile savaşmamıza yardımcı olabilir.

Xanthohumol, bazı kanserli hücrelerin yayılmasında anahtar rol oynayan enzimlerin bloke edilmesini sağlamıştır[6-7]. Gidip bolca bira içmeden önce bilmelisiniz ki bira içerisinde sade eser miktarda şerbetçi otu vardır. Bira içerek alınabilecek anti-kanser etki ihmal edilecek kadar azdır, hatta alkol kullanmaktan kaynaklı toksik madde miktarının artması bile zarar görebilirsiniz. Bu muhteşem bitkiden faydalanmanın tavsiye edilen yöntemi doğal şerbetçiotunu çay gibi demleyerek içmektir. 

3.  Karaderme (Marrubium vulgare)

Karaderme tıp dünyasına yabancı değildir. Bu bitki, antik Romalıların göğüs enfeksiyonlarında tedavi amaçlı bu bitkiyi kullandıkları dönemlerden tıp dünyasında yaygın bir bitkidir. Kuvvetli öksürük kesici özelliği vardır. Son zamanlarda karadermenin ishal ve kabızlık gibi sindirim problemlerinde kullanılması da karadermeyi önemli tıbbi bir bitki yapmaktadır.

Karaderme kendisine rengini de veren bir grup flavonoitçe zengindir. Flavonoitler gibi fitoterapik özelliğe sahip maddeler, içerisinde kanser riskini düşürmenin de olduğu birçok sağlığa yararlarından sorumludur. Flavonit bakımından zengin olması nedeniyle, kolon ve göğüs kanserinin de içerinde olduğu çeşitli kanser hücre hatları üzerinde yapılan çalışmalarda, kanserli hücrenin yayılmasını engellemesi hiç de şaşırtıcı değildir[8-9].

4.  Mine Çiçeği (Verbena officinalis)

Mine çiçeği bahçe süslemede yaygın olarak kullanılır ve tatlı kokusu sayesinde birçok arı ve kuş türünü kendisine çeker. Aynı zamanda çeşitli mutfaklarda da kullanımı yaygındır, hazırlanan yemeklerin üzerinin süslenmesinde kullanılabileceği gibi salatalara eklenmesi de salatalara ayrı bir tat katar. Bunlardan daha ilginç olan ise, içerisinde bulunan sayısız iridoit ve antioksidan madde sayesinde fazla sayıda sağlığa yararlı özelliğinin bulunmasıdır.   Antimikrobiyal ve antitümör özellikleri de bunlar arasında sayılabilir.

İnsan kanser hücrelerinin mine çiçeği ekstraktlarına maruz bırakıldığı çalışma ise umut vaat etmektedir. Araştırmacılar tarafında gözlenen durum neticesinde, mine çiçeği ekstraktları kanserli hücrenin çoğalmasına yavaşlatıcı bir etki göstermiştir[10]. Kanserli hücrelerin yayılmasını durduğunu gösteren çalışmaların sınırlı olmasına karşın, salatalarınızda bu tatlı çiçeği kullanmanız damak tadınıza kesinlikle zarar vermez!

5.  Keçisakalı (Meadowsweet)

İşte, keçisakalı. İsminden de anlaşılacağı üzere, bu tatlı bitki Rosaceae ailesine ait, gül ve şeftali ile de akrabadır. Bu bitkinin kullanımı bronz çağına kadar dayanıyor. Farkında olun ya da olmayın, içerisinde aspirinin atken maddesi olan salisilik asiti barındırdığından, bu bitkiyle şimdiye kadar mutlaka tanışmışsınızdır.

Keçisakalı, salisilik asitin dışında tıbbi kullanım alanlarının araştırıldığı heparin ve çeşitli flavonoitlerin de içinde olduğu sayısız bileşiği içerir. Fareler üzerinde yapılan son çalışmada, bu çiçeğin kullanılması rahim ağzı kanserinde %67 düşüşe sebep olmuştur[11]. İnsanlar üzerinde kanıtlanmış herhangi bir çalışma olmaması bir yana, araştırma umut verici gözüküyor.

Sonuç olarak, kanser bir kere ortaya çıktığı zaman tıp bunun tedavisi üzerine yoğunlaşacağı gibi, daha hiç çıkmadan da önlemek adına yapılabilecek çok şey vardır. İçerisinde yukarıda bahsettiğimiz bahçe bitkilerinin de olduğu bir beslenme programı oluşturmak güzel bir başlangıç olabilir. Düzenli olarak bu bitkileri salatalarınıza katmak ya da demlemek suretiyle yararlı maddelerini ekstrakte edip (özütleyip) çay olarak tüketmek sizi sağlıklı tutmaya yardımcı olacaktır.

Fakat doktor gözetiminde ve önerdiği dozlarda bitkilerin kullanımının sağlık için daha yararlı olacağını aklınızda tutun. Hele kanser tanısı konduysa mutlaka onkoloji uzmanının takip ve tedavisine girin, onun gözetimi altında yapılabilecekleri beraber planlayın.

 

Prof.Dr.Canfeza SEZGİN / Eczacininsesi.com

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Obezite Kanser Riskini Arttırıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, yaklaşık 2 milyar yetişkin obezite ile yaşamını sürdürürken, Türkiye’de obez bireylerin oranı %22’lere ulaşmış durumda bulunuyor.

Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.