Obeziteye Karşı 10 Önlem

Obeziteye Karşı 10 Önlem

Gerçek salgın obezite

Her kilolu insana obezite hastası olarak yaklaşılması doğru değildir. Bu konuda en geçerli kriter beden kitle endeksidir. Beden kitle indeksi 25’in üzerindeki kişiler kilolu, 30’un üzerinde olanlar obezite hastası, 40’in üzerindekiler ise morbid obez olarak kabul edilmektedir. Obezite başta insülin direnci ve diyabet olmak üzere; tansiyon yüksekliği, koroner kalp hastalıkları, karaciğer yağlanması, inme, demans, ortopedik sorunlar ve kanser olmak üzere neredeyse vücudun bütün mekanizmasını etkilemektedir. Bu tabloya eşlik eden hastalıklar da dahil edildiğinde dünyanın neredeyse %80’i obezite ve obezite ile ilişkili rahatsızlıklardan etkilenmektedir. Kronik bir hastalık olarak tanımlanan obezite, tüm dünyayı etkisi altına alan gibi salgın hastalık olarak kabul edilmelidir. Obezite ile ilgili son yıllarda yapılan çalışmalardan elde edilen istatistiki veriler Türkiye’de neredeyse her 3 kişiden 1’inin obez olduğunu ortaya koymaktadır. Uzak Doğu ülkelerinde bu oran çok daha düşük seviyelerde ilerlerken, Kuzey Amerika ülkelerinde tablo daha kötü seyretmektedir.

Kilo vermeye çalışan tek canlı insandır

Dünyada insan dışında kilo vermeye çalışan başka bir canlı bulunmamaktadır. Değişen yaşam koşulları göz önüne alındığında obezitenin nedenleri ortaya çıkmaktadır. Genetik faktörlerin yanı sıra; hazır gıdalar, sağlıksız ve dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam obeziteye yol açan faktörlerin başında sayılmaktadır. İş yerlerinde toplu olarak verilen yemeklerde görülebilen kalori dengesizliği, fast food alışkanlıkları, tüketilen gıdaların eskisi gibi doğal olmaması, çocukların erken dönemde sağlıksız gıdalarla tanışması obeziteyi küresel bir sorun haline getirmektedir.

Şehir planlaması obeziteye göre şekillendirilmeli

Obezite ile mücadelede, sadece kilolu bireylere değil toplumun tümüne sorunun ciddiyetinin anlatılması gerekmektedir. Kişisel önlemlerin yanı sıra radikal önlemlerin de hayatın içine sokulması önemlidir. Kişilerin araç yerine kısa mesafeleri yürüyerek gitmesi, asansör yerine merdiven kullanılması gibi kişisel önlemlerin yanı sıra şehir planlarının toplumda giderek artan obezite pandemisi göz önüne alınarak şekillendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Metro, otobüs gibi toplu taşıma sistemlerinde duraklar arası mesafe var olandan daha uzak tutularak insanlar yürümeye yönlendirilebilir ya daservis taşımacılığında çeşitli düzenlemeler yapılarak fiziksel aktivitenin artırılması sağlanabilir. Ayrıca insanların açık havada spor yapmasına olanak tanıyacak alanların şehir planlaması içinde bulunması önemlidir.

Çocuklarınıza rol model olun

Sağlıklı beslenme adına gıda sektöründe değişimler hayata geçirilmelidir. Bağımlılık derecesinde etkili olan gıdalar konusunda toplum tam olarak aydınlatılmalıdır. Çocukların gününün çoğunu geçirdiği okullardaki kantinlerin kontrol altında bulundurulması önemlidir. Eğitim hayatının içine spor aktivitelerinin daha çok eklenmesi gerekmektedir. Tüm bunlarla birlikte beslenmeden spora kadar ebeveynlerin çocuklarına rol model olarak mümkün olduğunca birlikte aktiviteler gerçekleştirmesi gerekmektedir. Çocukları obeziteden kurtararak sağlıklı bir yaşama kavuşturma projesi aslında yetişkinleri de kurtarma projesidir.

Kilo vermek için acele etmeyin

Obezite ile mücadelede yapılan yanlışların başında çok hızlı kilo verme isteği gelmektedir. Çok kısa sürede verilen kiloların yine çok kısa sürede geri alınabildiği unutulmamalıdır. Ayrıca obezite hastalarının hızlı kilo verimi sırasında farklı sorunlarla karşılaşması mümkündür. Beslenme düzenine günlük sadece 8 kalori yani bir bisküvinin eklenmesi bile 30 yılda 10 kilo alınmasına yol açmaktadır. Tam tersi şekilde günlük beslenme düzeninden 8 kalorinin eksiltilmesi de 10 kilo verilmesini sağlayabilecektir. Yapılan çalışmalarda obezite hastalarının %5-7 kilo vermesi halinde metabolik sistemlerinde düzelmelerin yaşandığı, %15 üzeri kilo verildiğinde ise ılımlı seyreden Tip 2 diyabetin olumsuz etkilerinin geri döndüğü ortaya konulmaktadır.

Önce niyet sonra diyet

Obezite ile mücadelede öncelikle hastanın motivasyonu sağlanmalıdır. Kendi sağlığı ile ilgili yükümlülüklerini kabul etmeyen hastada cerrahi dahil uygulanacak hiçbir yöntem başarılı olmamaktadır.

Obezite ile mücadele için 10 önemli öneri

  1. Çok yavaş yemek yiyin ve sofradan 20 dakikadan önce kalkmayın.
  2. Katı gıdaları en az 20 kez, çorba yoğurt gibi sıvı gıdaları en az 10 kez çiğneyin
  3. Tabağınıza ne koyacaksanız üçte 1’ini bırakın. Üç köfteden 1’ini yemeyin.
  4. Sofradan tam doymadan kalkın.
  5. Her yemekten sonra ilk bir saat içinde on dakika yavaş yürüyüş yapın. Yemeklerden sonra yatmamaya özen gösterin.
  6. Tatlı, yağlı ve hazır gıdalardan uzak durun.
  7. Kilo kontrolünüzün, uzun süreli beslenme alışkanlıklarınızın ve yemek yeme tekniğinizin olumlu yönde değiştirilmesi ile kalıcı olacağını bilin.
  8. Yavaş yavaş başlayarak her gün bir 1 saat yürüyün.
  9. Kendinizle hayat tarzınızı değiştirmek üzerine 5 yıllık kontrat yapın ve vazgeçmeyin.
  10. Obeziteden korunmayı yaşam şekli haline getirin.

 

Memorial/ Prof. Dr. Erol Bolu

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Obezite Kanser Riskini Arttırıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, yaklaşık 2 milyar yetişkin obezite ile yaşamını sürdürürken, Türkiye’de obez bireylerin oranı %22’lere ulaşmış durumda bulunuyor.

Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.