Diyabet, yeterli miktarda insülin salgılanamaması ya da üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması veya her ikisi kaynaklı hiperglisemi ile karakterize bir metabolik hastalıktır.
TİP 1 DM- İnsüline bağımlı diyabet
Çocuk veya genç yaştaki kişilerde görülür. Ömür boyu insülin kullanmak zorundalardır.
TİP 2 DM- İnsüline bağımlı olmayan diyabet
Genellikle 30’ lu yaşlar ve sonrasında görülür. Diyet, egzersiz ve oral anti diyabetik ilaçlarla tedavi edilebilir. Gerekirse insülin tedavisine başlanabilir.
Gestasyonel DM- gebelerde ortaya çıkan ve Tip2DM ye benzer seyreden diyabet.
Diyabet mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonlara neden olur.
Mikrovasküler Komplikasyonlar: Diyabetik nefropati, nöropati ve retinopati, kronik hipergliseminin ileri glikasyon son ürünlerinin üretimi, proinflamatuar mikro ortamın oluşturulması ve oksidatif stresin indüksiyonu gibi çeşitli mekanizmalar yoluyla indüklediği ana mikrovasküler komplikasyonlardır.
Makrovasküler Komplikasyonlar: Koroner arter hastalığı, serebrovasküler hastalık, periferik arter hastalığı vb. Ateroskleroz, diyabetli kişilerde oldukça yaygındır. Örneğin, diyabet 20-65 yaş arası kişilerde inme riskini 5 kattan fazla artırır.
Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlara bakacak olursak;
İnsülin Salgılatıcılar (sekretagoglar)
Sülfonilüre Türevi İlaçlar
Meglitinidler
İnsüline Duyarlılaştırıcılar
Biguanidler
Tiazolidindionlar
Alfa-Glukozidaz Enzim İnhibitörleri
İnkretin Etkililer
GLP1A (Glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri)
Yaşam tarzı değişiklikleri diyabetin yönetiminde en az farmakoterapi kadar önemlidir. Yaşam tarzı değişiklikleri; beslenme yönetimi, fiziksel aktivite, sigaranın bırakılması ve psikososyal sorunların çözümünü içermektedir.
Egzersizler insülin reseptör sayısını ve dolayısıyla glukozun periferik kullanımını arttırır ve kan şekerini insülinden bağımsız olarak düşürürler. Bu nedenle diyabetli hastalarının spor faaliyetlerine girmesi teşvik edilmelidir.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Sınav dönemlerinde artan zihinsel yük; öğrencilerde yoğun stres, sınav kaygısı ve uykusuzluğun yanı sıra soğuk havalar ve gribal enfeksiyonlara bağlı olarak performans düşüklüğüne yol açabilmektedir.