Hayvan Kaynaklı Terapi

Hayvan Kaynaklı Terapi

Hayvan Kaynaklı Terapi; Minik Dostlarımız Bizi İyileştiriyor Mu?

 

Ecz. N. Nazlı OKAY

 

İlk çağlardan beri insanlar ve hayvanlar arasında hep bir etkileşim mevcuttur ve insan-hayvan bağı en az tarihin kendisi kadar eskidir. En eski tıbbi metinlerden bazıları, bu etkileşimlerin olumlu sonuçlarını tanımlar; tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat uykusuzluk için ata binmeyi reçete etmiştir. Hayvan dostlarımızın tatlılıklarının yanı sıra bizim ruh sağlığımıza yararları da gözle görülen bir gerçek olmuştur. O halde, bu etkileşimin olumlu etkilerini tanımlamaya çalışan son zamanlarda çok sayıda çalışma olması şaşırtıcı değildir.

İnsan-hayvan etkileşimi için yapılan bilimsel çalışmalarda, bu etkileşimin insanlarda kalp atış hızı, kan basıncı, kortizol seviyesini (stres hormonu) azalttığı ve hatta kalp krizinden sonra uzun süreli hayatta kalma üzerindeki etkileri bildirilmiştir. Çalışmalar, evcil hayvan sahipliğinin etkilerini incelemiş ve geniş ölçüde olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir.

Hayvan kaynaklı terapi deyince aklımıza ilk çocuklar geliyor. Çocuklarda hayvan sevgisi temellerinin bebeklik döneminde atılması; kendine öz güveni olan, empati kurabilen, güçlü ve sağlıklı bireylerin yetişmesi açısından oldukça önemlidir. Fakat araştırmalar, hayvan kaynaklı terapinin yetişkin ve yaşlılara da en az çocuklar kadar iyi geldiğini gösteriyor.

Terapinin etkiliğini ölçmek için yapılan çalışmalarda kediler, köpekler ve atlar en yaygın kullanılan hayvanlardı. Yapılan çalışmalar sağlık kuruluşlarında hastalara eğitimli hayvanlarla terapileri ve evlerimizdeki evcil hayvanlarımızla terapileri kapsıyordu.

Hayvan Kaynaklı Terapi Hangi Hastalıklara İyi Geliyor?

Depresyondan muzdarip hastalarla yapılan bir çalışma sonucunda kişilerin kendilerini daha az yalnız hissettikleri bildirilmiştir. Yaşla birlikte gelen demans (bunama) hastalığında da sonuçlar çok farklı olması çalışmayı takip eden psikoloğun bildirdiğine göre kişilerin yüz ifadeleri, hareketleri ve iyileşmelerinde gözle görülür bir artış olmakla birlikte ayrıca demanslı hastalarda ajitasyonun yönetiminde hayvanlarla terapinin genel olarak olumlu sonuçlar göstermiştir. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan hastalarda da aynı şekilde duygusal sıkıntı, anksiyete ve depresyon belirtilerinde azalma görüldü. MS (multiple sklerozis) hastalarında ruh sağlıklarının ve dengelerinin olumlu olarak geliştiği gözlemlendi. Şizofrenili 20 hastadan oluşan bir çalışmada da hastaların Sosyal Uyumsal İşlevsellik Değerlendirmesinde önemli gelişmeler gözlendi. İnme geçirmiş ve omurilik lezyonları olan hastalarda, bu endikasyonu pekiştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, motor bozuklukta iyileşmeler göstermiştir.

Sonuç olarak, hayvan kaynaklı terapinin hem bilişsel gerileme spektrumu hem de sağlıklı yaşlanma üzerinde etkisi olabileceğine dair bazı kanıtlar mevcuttur. Çalışmalar, yaşlı yetişkinlerin yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler bildirmiştir. Hayvan kaynaklı terapi ile ilgili cevaplanmamış sorular arasında daha tutarlı müdahalelerin etkisi, optimal hayvan özellikleri (eğitimli), terapi yoğunluğu, maliyet etkinliği ve hayvan katılımının derecesi yer almaktadır. Araştırmalar, bu terapinin kullanımına yönelik olumlu sonuçlar göstermektedir. Ancak, mevcut kanıtları güçlendirmek için daha kapsamlı araştırmalar yapılmalıdır.

 

Kaynaklar;

  • Charry-Sánchez, Jesús David, Iván Pradilla, and Claudia Talero-Gutiérrez. "Animal-assisted therapy in adults: A systematic review." Complementary therapies in clinical practice 32 (2018): 169-180.
  • Giuliani, F., and M. Jacquemettaz. "Animal-assisted therapy used for anxiety disorders in patients with learning disabilities: An observational study." European Journal of Integrative Medicine 14 (2017): 13-19.
  • Miller, Julie, and Lisa Ingram. "Perioperative nursing and animal‐assisted therapy." AORN journal 72.3 (2000): 477-483.
  • https://www.medicalpark.com.tr/en-iyi-dostlarimiz-evcil-hayvanlar/hg-1819

 

Ecz. N. Nazlı OKAY

nezahatnaz@gmail.com

 

Eczacıdan Sağlık

DİĞER HABERLER
Paçuli Uçucu Yağının Aromaterapide Kullanımı
Porselen Lamina
Öksürük (Pandemi Kabusu)
Saç Dökülmesi
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir ve Nasıl Tedavi Edilir?
Homeopatiye Giriş
Diz Eklem Hastalığı
Bebeklerde Pişik ve Yönetimi
Halk Sağlığını Korumak
Doğanın İyileştirici Gücü: Zerdeçal
Yeni Yıl
Mutlu Yıllar
Kuduz Nedir?
Çocuğunuz Okulda En Ön Sırada mı?
Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu
Kalça Artroskopisi
Doğadan Bardağa Tıbbi Çay Yolculuğu
Erken doğum ihtimali mi? Gebelikte Miyom...
Alkol, Çikolata ve Kahve
İlaç almam gerek. Ya alerjim varsa!
Teknoloji Bağımlılığında Tanı Ve Çözüm Yolları
Neden Uykusuzluk Çekeriz?
Medikal estetik işlemlerde beklentiler değişiyor
Gebelikte İlaç Kullanımı
Çiftlerde Cinsel İstek Uyumsuzluğu
Kalpten Ölümlerin Büyük Oranı Önlenebilir
Dental İmplantlar
HIV/AIDS Farkındalığı
Spor Yaralanmaları
Kronik Hastalıkların Habercisi “İnsülin Direnci”

En Çok Okunanlar


İlaç almam gerek. Ya alerjim varsa!

İlaçların çoğunun kendi başına alerjik etkisi yoktur fakat vücuda girdiğinde birtakım proteinlerle birleşerek alerjik etkinlik kazanır. Diğer yandan pek çok ilaçta kullanılan boya ve koruyucu maddeler de alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır.

Erken doğum ihtimali mi? Gebelikte Miyom...

Birçok kadın hayatının herhangi bir evresinde miyomlar sebebiyle doktora gitmek durumunda kalmıştır. Hatta bazı kadınlar vücudunda miyom olduğundan bile habersiz olabilir.

Doğadan Bardağa Tıbbi Çay Yolculuğu

Sağlıklı olmak, daha uzun yaşamak, genç kalmak ve yaş almış zamanları, daha iyi geçirmek için doğal beslenmek, doğal yaşamı tercih etmek üzere de tıbbi bitkileri kullanmak günümüzün trendi,

Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu

En yalın haliyle kışın depresif, yazın normal veya normalden daha mutlu hissetme hali Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu olarak tanımlanır. Bu değişiklikler genellikle her sene benzer dönemlerde başlayıp benzer dönemlerde sonlanır.