Kanserden Gerçekten Korkmalı Mıyız?

Kanserden Gerçekten Korkmalı Mıyız?

Ecz. N. Nazlı OKAY

 

Muhtemelen hiçbir hastalık teşhisine kanser kadar korkuyla bakılmaz. Kanserden ölme beklentisiyle karşı karşıya kalmak, yaşamın en acı verici duygusal olaylarından biriyle karşılaşmaktır. Bu korku, kısmen toplumdaki kanser oranının yüksek olduğunun farkında olmaktan kaynaklanabilir. Bu korkunun ikinci bir temeli, kanserin yaş, cinsiyet, etnik veya ekonomik grup ayırmaması olabilir. Korku tepkisi, kanserin çeşitli biçim ve evrelerinde "haber" olarak medyada veya televizyonda izlediğimiz dizi ve filmlerde geniş yer almasından da etkilenebilir. Son olarak, kanser tedavisinin şekil bozucu, ağrılı, uzun süreli, pahalı ve çoğu zaman sonuçsuz olduğuna dair yaygın bir algı vardır. Bütün bu sebeplerden dolayı kanser teşhisi, hasta ve onun yakınları için oldukça zor karşılanır. Gelin hep birlikte bu hastalığa daha yakından bakalım.

Tümörler, vücudumuzdaki en küçük birim olan hücrelerimizin aşırı bölünmesi sonucu olarak belirli bir bölgedeki dokuların normal dışı bir şekilde büyümesidir. Yaşlı veya bir şekilde hasar almış hücreler öldüğünde yerlerini sağlıklı hücreler alır. Hücrelerimizin bu onarım süreçleri bozulursa tümörlü dokular oluşur. Tümörler, iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) şeklinde ikiye ayrılır. Dolayısıyla vücudumuzdaki bütün tümörler kansere dönüşecek algısı yanlıştır. 

Kanser, hücrelerimizdeki çok sayıda zamansal değişiklik içeren ve sonuçta malign (kötü huylu) tümörlere yol açan karmaşık bir hastalıktır. Kötü huylu tümörler oluştukları organlara göre birçok farklı kanser türlerini meydana getirir. Anormal hücre büyümesi (neoplazi), hastalığın biyolojik son noktasıdır. Çevre dokulara ve uzak organlara sıçrayan tümör hücreleri, hastalığı daha tehlikeli bir hale getirmektedir. Bu hastalığı diğer organlara sıçramadan fark etmenin en etkili yolu erken teşhiste bulunmaktır. Bununla birlikte ilerleyen sağlık sistemlerimiz sayesinde tedavi seçenekleri gün geçtikçe artmaktadır.

Kanser Neden Oluşur?

Sağlıklı hücrelerin kötü huylu tümörlere dönüşümünün altında çok spesifik süreçler yatsa da, radyasyon, kimyasallar, sigara, alkol, virüsler, iltihaplanma vb. sebepler dahil olmak üzere çok sayıda spesifik olmayan etki hastalığı başlatabilir. Gerçekten de, çevredeki hemen hemen her türlü kışkırtıcı maddeye uzun süre maruz kalmanın potansiyel olarak kansere neden olabileceği görülmektedir. Çok spesifik bir sürecin çok spesifik olmayan yollarla başlatılabileceği, bilim adamları tarafından “onkojenik paradoks” olarak kabul edilmiştir.

Son olarak, bu yazıda kanserin ne olduğuna ışık tutmayı amaçladım. Peki, gerçekten korkmalı mıyız sorusunun cevabına gelirsek; hayır, korkmayalım. Biz veya bir yakınımız bu teşhisi alırsa güçlü durmaya çalışalım. Çünkü dünyada ve ülkemizde sağlık bilimleri her geçen gün aydınlanmaktadır. Pek çok yeni tedavi seçenekleri literatüre geçmektedir. Bizim kendi vücudumuza karşı farkındalığımızın yüksek olması erken teşhislerin önünü açmaktadır. Unutmayalım ki; ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR. Bir sonraki yazımda kanser hastalığının tedavi seçeneklerinden ve bu tedavilerin korkulan yan etkileriyle başa çıkma yollarından bahsedeceğim. O zamana kadar sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

 

Ecz. N. Nazlı OKAY

nezahatnaz@gmail.com

Kaynaklar;

  • Seyfried, Thomas N., and Laura M. Shelton. "Cancer as a metabolic disease." Nutrition & metabolism 7.1 (2010): 1-22.
  • ROBINSON, SARAH. "The family with cancer." European Journal of Cancer Care 1.2 (1992): 29-33.
  • Lazebnik, Yuri. "What are the hallmarks of cancer?." Nature Reviews Cancer 10.4 (2010): 232-233.
  • https://www.medikalakademi.com.tr/tumor-nedir-benign-ve-malign tumorlerin-ozellikleri-ve-belirtileri/

 

Eczacıdan Sağlık

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.