Çiftlerde Cinsel İstek Uyumsuzluğu

Çiftlerde Cinsel İstek Uyumsuzluğu

Op. Dr. Dilek Uslu

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

 

Cinsel birliktelikte çiftlerin farklı cinsel istek seviyelerinin olması veya farklı sıklıkta cinsel beraberlik kurmak istemesidir. En doğru yaklaşım ise cinsel isteği ilişki bazında, çiftler arasında motivasyonel kavram olarak değerlendirmektir. 

Cinsel istek biyolojik temellidir. Limbik Sistem, Kortikal Sistem ve Endokrin Sistem, cinsel isteğin başlamasından ve cinsel cevabın oluşumundan sorumludur. 

Cinsellikten  sorumlu başlıca beyin alanları limbik sistem ve hipotalamustur.

Şöyleki, Anterior Hipotalamik Medyal Preoptik Çekirdek erkek cinselliğini yöneten merkezlerdir. Posterior Hipotalamik Ventromedial Çekirdek ise kadın cinselliğini yöneten merkezlerdir. 

Cinsel istek dopaminerjik bir olgudur ve cinsel isteğin oluşumunda rol oynayan  en güçlü nörotransmitter dopamindir. Cinsel istekten hem kadında hem de erkekte sorumlu olan hormon testosterondur. Cinsel isteği baskılayan hormon ise prolaktindir. Gerek emziren kadınlarda gerekse prolaktin hormonun yüksekliklerinde cinsel isteğin olumsuz etkilendiği bilinmektedir. 

Cinsel davranışın motivasyonu partnerin davranışlarına, ilişkiden beklentiye, sosyal beklentilere ve kişilik özelliklerine göre şekillenir.

1960'larda Masters ve Johnson kadın cinsel yanıt döngüsünü lineer olarak öne sürmüşlerdi. Bu döngüye göre cinsel istek kendiliğinden oluşmakta sonra uyarılma, orgazm ve çözülme fazları gelmekteydi. Oysaki cinsel istek çoğu zaman kendiliğinden değil , çiftler arasındaki etkileşim neticesinde oluşur. Basson lineer modeli modifiye edip sirküler bir model oluşturmuş ve ilişkinin duygusal boyutlarını da bu modele entegre etmiştir. 

Cinsel isteğin başlaması için görsel, işitsel, dokunsal uyarılar veya erotik düşünceler gerekir. Spontane olarak bu uyarılar cinsel hafıza ve ödül merkezleriyle iletişime girerler ve otomatik olarak cinsel uyarılma başlar.

Kişi fiziksel olarak uyarıldığını hissettiğinde cinsel uyaranlara daha dikkat eder, kendini uyarılmış ve arzulu hisseder. Cinsel istek uyarılmanın başlangıcıdır. Kişi cinsel isteğini serbest bırakmak için kendini motive eder.

Cinsel ilişkinin başında cinsellik nötral düzeydedir, cinsel aktiviteye başlayınca cinsel uyarılarla cinsel istek çoğalır. 

Cinsel istek konusundaki araştırmaların çoğu cinsel isteğin kalitesinden çok cinsel isteğin miktarına odaklanmıştır. Cinsel istek tedavileri de cinsel isteğin niceliğini esas alır halbuki çift açısından cinsel isteğin anlamı ve partnerler arasındaki işleyişi de önem taşır. 

Çiftlerde Cinsel İstekte Uyumsuzluk sadece bir partnerin cinsel istek düzeyinin daha fazla veya daha az olması değil cinsel isteğin anlamında uyumsuzluk olmasıdır. Cinsel farklı isteklerin olması, bir partnerin diğerinden farklı istekleri olmasıdır. Çoğunlukla cinsel isteği az olan partner Hipoaktif Cinsel İstek Bozukluğu tanısıyla değerlendirilir, ve hasta olan partner cinsel isteği daha aza olan partner olarak düşünülür. Son bilimsel yaklaşım ise çiftler arasında cinsel istek konusunda uyumsuzluk ve fark olduğunu kabul eder, sadece düşük cinsel isteği olan partner ele alınmaz. Çiftlerin cinsel istekleri birbirlerine göre rölatiftir. Uzun süreli ilişkilerde cinsel istek hep aynı düzeyde cinsel istek olmaması doğaldır. Yoğun çalışma hayatında, bebek doğumundan sonra, menopoz döneminde, kronik hastalıklarda cinsel istekte azalmalar meydana gelir. Zaman içinde cinsel istekte iniş çıkışlar olağandır. 

 

Peki Ne Zaman Çiftler Arasındaki Cinsel İstek Farklılığı Problem Teşkil Eder?

Çiftlerden biri veya her ikisi eğer cinsel istekte uyumsuzluk nedeniyle sıkıntı duyuyorsa bu bir problemdir. Başka cinsel problemler yol açmadan değerlendirilip tedavi edilmeleri gerekir.

Op. Dr. Dilek Uslu

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Kadın Cinsel Tıp Uzmanı

 

 

 

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Obezite Kanser Riskini Arttırıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, yaklaşık 2 milyar yetişkin obezite ile yaşamını sürdürürken, Türkiye’de obez bireylerin oranı %22’lere ulaşmış durumda bulunuyor.

Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.