Bağışıklık Sistemimizi Destekleyen Öneriler

Bağışıklık Sistemimizi Destekleyen Öneriler

Ecz. Ümit Ferzan Özgörür

Geçirmekte olduğumuz soğuk kış günlerinde, eczaneye gelen danışanlarımıza birçok bağışıklık sistemi destekleyici öneriyoruz. Pandemi döneminde çoğu kişi bağışıklık sistemi desteklemenin ve ihtiyacı oranında vitamin kullanımının ne kadar önemli olduğunun farkına vardı. Danışanlarımıza genellikle önerdiğimiz bağışıklık destekleyici ürünler arasında beta glukanlar, propolis takviyeleri, echinacea içerikli takviyeler, C vitamini ve çinko içerikli takviyeler öne çıkıyor. Aynı zamanda bitkisel çaylarda immün sistemi desteklemek için güvenle kullanabileceğimiz ürünlerdir. Bitkisel çaylarda dikkat etmemiz gereken en önemli konu ise bu ürünlerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve pharma grade düzeyinde içeriğe sahip olmasıdır.

Şimdi gelin birkaç bitkisel çayı daha yakından tanıyalım;

Papatya Çayı: Papatya çiçeklerinin toplanıp kurutulmasıyla elde edilen bu çay kafein içermemesinden dolayı yeşil ve siyah çaya alternatif olarak tüketilir. Papatya çayının faydaları farklı türlerde antioksidanlar barındırmasından kaynaklamaktadır. Yorucu bir günün ardından içtiğimiz bir bardak papatya çayı gün içerisindeki tüm stresimizi atmamıza yardımcı olur. Sedatif özelliği vardır. Boğaz ağrısını hafifletir ve ağız içerisinde oluşan aftlara iyi gelir.

Nane Çayı: Nane çayı hoş kokulu, tadı güzel, aromalı ve rahatlatıcı etkisi olan bir çaydır. Nezle ve gripte halkımız arasında popüler olarak kullanılan nane çayı, öksürüğü hafifletip tahriş olan boğazı yumuşatır. Ticari olarak üretilen pek çok burun açıcı preparat içerisinde de kullanılan nane, yoğun bir antiviral özelliğe sahiptir.

Zencefil Çayı: Zencefil sarı-kırmızı renkte çiçekleri olan ve kökleri çok eskiye dayanan bir bitkidir. Uçucu yağlar açısından çok zengin olan zencefil antik çağlardan beri tıpta kullanılır. Zencefil çayının en büyük özelliği sindirime yardımcı olması ve kabızlık ve şişkinliği önlemesidir. Aynı zamanda içerdiği C vitamini ile bağışıklık sistemimizi de desteklemeye yardımcı olur.        

Kuşburnu Çayı: Kuşburnu C ve E vitamini, karotenoidler, organik asitler ve esansiyel yağ asitleri içeren çok iyi bir fitokimyasal kaynağıdır. B vitamini açısından zengin olması nedeniyle enerji metabolizmasında, büyüme ve gelişmede de etkilidir. İyi bir C vitamini kaynağı olmasına rağmen işlenmesi ve kurutulması sırasında içeriğindeki C vitaminin bir kısmını kaybeder. Kuşburnunun içeriğinde çok yüksek seviyelerde likopen içerdiği saptanmıştır. Kırmızı renklenmeden sorumlu olan ve en yaygın olarak domateste bulunan likopen tüketildiğinde yüksek oranda antioksidan etkinlik gösterir. Kuşburnu çayının antiinflamatuar özelliği, dolaşımı iyileştirmek için arterlerdeki ve kan damarlarındaki iltihabı azaltmaya yardımcı olur. İsveç Deneysel Tıp Bilimleri Departmanı tarafından yürütülen bir çalışmada kuşburnu tozu alımının kardiyovasküler hastalık riskini önemli ölçüde azalttığı sonucuna varılmıştır.

Okaliptüs Çayı: Avusturalya kıtasına özgü bir bitki olan ancak günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde yetiştirilen okaliptüs, göğüs ve burun tukanıklığı başta olmak üzere gribin belirtilerini hafifletmek için kullanılır. Avusturalya yerlilerinin (Aborjinler) yüzyıllardır yüksek ateş tedavisinde kullandığı okaliptüs çayı, ekspektoran özelliğe sahiptir ve göğüs bölgesini rahatlatır. Okaliptüs çayının buharını solumak burun tıkanıklığına ve akıntısına iyi gelir. Aynı zamanda okaliptusta bulunan okaliptol adlı kimyasal bileşenin grip virüsünün normalden çok daha kısa sürede etkisiz hale getirilmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Ihlamur Çayı: Ihlamur daha çok ılıman iklimde yetişen ağaç formunda bir bitki türüdür. Ihlamur çayı ise ıhlamur ağacının kurutulmuş yaprak ve çiçeklerinden üretilen bitkisel bir içecektir. Ihlamur çayının sağlığa faydaları büyük ölçüde bitki besinlerinin, flavanoidlerin ve diğer terletici maddelerin yüksek konsantrasyonundan kaynaklanmaktadır. Ihlamur çiçeği çayı yatıştırıcı etkisi nedeniyle özellikle panik bozuklukları, uykusuzluk ve zihinsel stres için etkilidir.

 

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.