Hümektan nedir?

Hümektan nedir?

Ecz. Sema Uysal ZEYBEK

Hümektan nedir? Dermokozmetik Ürünlerde ne amaçla kullanılırlar?

Nemlendirici etken maddeleri üç gruba ayırıyoruz. Hümektanlar, okluzifler ve emoliyanlar. Hümektanları ana başlık olarak ele aldığımızda temel olarak; çevreden ve cildin kendi derin katmanlarından bir sünger gibi suyu kendilerine çekme özelliklerinden bahsedebiliriz. Yüksek su emme kapasitesine sahiptirler. Özellikle nem oranı %80’lerden fazlaysa atmosferden ve epidermisten su çekme kapasitesine sahiptirler. Düşük nem koşullarında daha derin epidermis ve dermisten su alabilir. Dolayısıyla sadece hümektan kullanımı cilt kuruluğunun artmasına neden olabilir. Bu yüzden dermokozmetik ürün formülasyonlarında oklüziflerle birlikte tercih edildiğini görüyoruz. Bazı ürünlerde emoliyanlarla kullanımına da rastlıyoruz. Bazı hümektan özelliği bulunan aktiflerin aynı zamanda bakteriyostatik etki de gösterdiğini biliyoruz.

Gliserin, üre, propilen glikol, sorbitol, ksilitol, pantenol, hyaluronik asit, AHA ve BHA’ları  bu gruba örnek gösterebiliriz. AHA’lardan özellikle glikolik asit ve laktik asiti  hümektan özelliği ile görmekteyiz.

Hümektanların genel özellikleri; kendilerine su çektikleri için ciltte dolgunluğa sebebiyet vermektedirler. Stratum korneumun hafif şişmesine neden olarak daha pürüzsüz bir görünüm sağlarlar. İnce kırışıklıkları önlemesiyle birlikte dolaylı olarak kırışıklık giderici etki göstermektedirler.

Gliserin

Stratum korneum hidrasyonunu arttırmak için kullanılan mevcut en etkili nemlendiricilerden biri diyebiliriz. Doğal nemlendirici faktör gibi kendisine suyu çekerek işlev görüyor. Hidroskopik  özelliğe sahiptir. Tek başına hiperozmotik bir ajandır. Yani vücut sıvılarının osmolitesini arttıraran bir etki mekanizmasına sahiptir. Gliserin ayrıca hücre zarlarını stabilize ederek ve desmosom bozunması için gerekli enzimleri hidratlayarak etki eder.

Gliserin kullanımı sırasında , konsantrasyonu yüksek ise ciltte yapışkan bir his yaratabilir. Bu hissi azaltmak amacıyla da formülasyon içerisine hyaluronik asit ve pirolidon karboksilik asit eklenebilmekte. Yapılan çalışmalarda gliserin tek başına kullanıldığında transepidermal su kaybını %29 arttırabildiği görünmüştür. Bu nedenle tek değil okluzif bileşenlerle birlikte kullanımını tercih etmekteyiz.

Üre

Üre epidermis tabakasında doğal nemlendirici faktörün bir bileşeni olarak bulunmaktadır. Stratum korneumun yeterli hidrasyonu bütünlüğü için önemli higroskopik bir moleküldür. Keratinleri parçalayan ve kaşıntı giderici yani antipuritik etkisi de bulunmaktadır. Dermatolojide yaygın olarak atopik dermatit, iktiyoz ve sedef hastalığı gibi pullu ve kuru cilt ile kendini gösteren çeşitli dermatozların tedavisi için reçete edilmektedir. Ayrıca seramidlerin üretimini de dolaylı olarak arttırmaktadırlar.

Topikal olarak iyi tolere edilir, yan etkileri hafiftir. Daha sıklıkla yüksek konsantrasyonda görülür. Epidermisteki düzenleyici özellikleri ile cilt yaşlanmasını azaltmaya yardımcı olabilir.

Propilen Glikol

Hümektan ve okluzif özellik gösteren kokusuz bir sıvıdır. Gliserinden sonra hümektan olarak nemlendiricilerde en fazla görülen etken maddedir diyebiliriz. Antimikrobiyal ve keratolitik aktivite gösterir. Dermokozmetik formülasyonlarda nemlendirici, viskozite düşürücü , çözücü ve koku bileşeni olarak etki göstermektedir. Propilen Glikol ayrıca diğer alerjenlerin penetrasyonunu arttırması sebebiyle, kontakt dermatite neden olabilir.

Sorbitol

Elma, kayısı, hurma, şeftali, erik ve incir gibi bazı meyvelerde doğal olarak bulunan bir karbonhidrattır. Polidroksi yapıda olması nemi korumasını ve kristalleşmeyi kontrol etmesini sağlar.Tahriş, hassasiyet, toksisite sorunu oluşturmaz. Formülasyon oluşumunda geçimli özelliğe sahiptir diyebiliriz. Etken ve yardımcı maddelerle geçimli. Tüm cilt tipleri için kullanımı uygundur.

Ksilitol

Doğada bulunan bazı meyve ve sebzelerin içinde bulunduğu gibi aynı zamanda yapay olarakta üretilebilmektedir.  Bir şeker alkolüdür. Cilt bariyerini iyileştirir, potansiyel deri patojenlerinin büyümesini baskıladığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Cildi nemlendirir ve pürüzsüz hale getirir. Komedojenik etkisi düşük olduğundan tüm cilt tipleri rahatlıkla kullanabilir.

Pantenol

Vitamin B5 olarakta bilinmektedir. Pantotenik asite dönüşen öncül formdur. Transepidermal su kaybını azaltarak cildi nemlendirir, yumuşatır. Cildi onarır ve iyileşmesini sağlar. Antiinflamatuvar ve yatıştırıcı bir etkiye sahiptir.

Hyaluronik Asit

Hyaluronik asit dermisin üç ana bileşeninden biridir, cildimizde doğal olarak bulunmaktadır. Epidermis ile dermiste bulunmaktadır. Cilt, göz, eklem gibi farklı yerlerde bulunur. Bağlayıcı bir glikozamindir. Lenfatik ve vasküler sistemlerle birlikte su dengesini düzenler. Alt tabakalara geçişini , epidermisin alt tabakaları ve dermise geçişini kolaylaştırmak için hyaluronik asitin daha düşük molekül ağırlıklı formları kullanılmaktadır. Yüksek mülekül ağırlıklı hyaluronik asit ile düşük molekül ağırlıklı hyaluronik asit formlarının aynı formulasyonda kullanıldığını da görmemiz mümkün. Hücreler arası yapıları stabilize eder. Kolajen ve elastin liflerinin sıkıca sarıldığı elastoviskoz sıvı matriksini oluşturur. Dolayısıyla hücrenin iskeletinin dik durmasında etkilidir. Dolgunlaştırıcı özelliği dolayısıyla da yaşlanma karşıtı işlev görür.

AHA-BHA (Kimyasal Eksfoliyanlar)

Alfa hidroksi asitler içersinde glikolik asit, laktik asit, malik asit, tartarik asit, sitrik asit ve mandelik asitten bahsedebiliriz. Beta hidroksi asitlerden de salisilik asitten bahsetmek mümkün. Özellikle korneositlerin kohezyonunu azaltarak etki gösterirler. Deskuamasyonu arttırarak derinin tazelenmesi ve incelmesini sağlarlar.

AHA’ların genel özellikleri; suda çözünürler. Cildin üst katmanında çalışırlar ve farklı farklı oranlarda  formülasyonlarda görürüz. Eksfoliyan özellik gösterebilmesi için en az  %8 konsantrasyonda olması beklenir. Aha’lar suda çözünen bileşikler olduğundan sebum üzerine çok etkili değildirler. Daha kuru, hasar görmüş,olgun ciltler için Aha’ların kullanımlarını tercih edilmektedir.

BHA’ların genel özellikleri ise; yağda çözünürler. Cildin alt tabakalarında daha çok çalışırlar. Konsantrasyon olarak eksfoliyan özellik için en az %2 olması beklenir. Yağda çözündükleri için sebumu çözerler. AHA’lara göre daha az fototoksiktirler. Cilt tipi olarak akne eğilimli, karma, yağlı ciltler için BHA’ları tercih etmek daha doğrudur diyebiliriz.

Ecz. Sema Uysal Zeybek

 

https://www.eczacininsesi.com/dosya-detay.php?id=1113

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.