’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Sağlık sisteminin görmediği yüzler: Refakatçiler
Türkiye’de sağlık hizmetleri çoğunlukla hasta odaklı yürütülse de, hastanın yanında gece gündüz kalan refakatçilerin yaşadığı zorluklar çoğu zaman göz ardı ediliyor. Refakatçilik, sadece fiziksel bir destek değil; aynı zamanda duygusal, sosyal ve ekonomik bir sorumluluk. Uzmanlar, bu rolün psikolojik etkilerine dikkat çekiyor.
Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. İrem Ekmekçi, refakatçiliğin bireyin gündelik yaşam düzenini bozan ve yoğun duygusal yük getiren bir süreç olduğuna dikkat çekerek "Klinik gözlemlerimde de sıkça rastladığım üzere en yaygın tepkiler; kaygı, çaresizlik, suçluluk duygusu, öfke ve tükenmiş hissi. Bununla birlikte bazı bireyler bu süreci, aile bağlarını güçlendiren ve dayanışmayı artıran bir deneyim olarak da yaşayabilmekte" dedi.
‘STRES BOZUKLUĞU RİSKİ'
Hasta yakını olmanın getirdiği stres, kaygı ve tükenmişlik belirtilerine değinen Ekmekçi, “Stres çoğu zaman bedensel ve ruhsal belirtilerle kendini gösterir. Sürekli yorgunluk, uyku ve iştah düzensizlikleri, dikkat sorunları, huzursuzluk, sosyal geri çekilme ve umutsuzluk, tükenmişlik ve depresif belirtilerin habercisi olabilir” ifadelerini kullandı. Refakatçilerde travma sonrası stres bozukluğu gelişme riskinin yüksek olduğuna değinen Ekmekçi, “Özellikle yoğun bakım gibi yaşamla ölüm arasındaki belirsiz süreçlerde bu risk artmakta. Ani krizler, çaresizlik ve uzun süreli belirsizlik, travmatik bir deneyime dönüşebilir” diye konuştu.
‘ARTAN RUHSAL YÜK'
Ekmekçi, refakatçilerin hastane ortamında karşılaştığı zorlukları şu şekilde anlattı: “Refakatçiler çoğunlukla uyku yetersizliği, hijyen sorunları, beslenme düzensizlikleri ve hasta hakkında yeterli bilgiye ulaşmada güçlük yaşar. Bu koşullar, ruhsal yükü artırarak uyum sürecini daha da zorlaştırır” Refakatçiye yönelik psikolojik destek mekanizmalarından bahseden Ekmekçi, “Bu kapsamda Konsültasyon-liyezon psikiyatrisi (KLP) den bahsetmem gerek. KLP, genel tıp alanları ile psikiyatri arasında köprü kuran ve hem hastaların hem de hasta yakınlarının ruhsal ihtiyaçlarını ele alan psikiyatrinin bir alt disiplini. Bu bağlamda refakatçilere kriz müdahalesi, psikoeğitim ve danışmanlık gibi destekler sunulabilir” ifadelerini kullandı.
‘ÖNEMLİ BİR EKSİK’
Türkiye’de KLP birimlerinin henüz yaygın olmaması nedeniyle bu hizmetlere erişimin sınırlı olduğuna dikkat çeken Ekmekçi, “Refakatçilerin sistematik biçimde psikiyatrik değerlendirmeye yönlendirilmesi, sağlık hizmetlerinde önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmakta” dedi. Refakatçilik rolünün toplumda fazlasıyla kadınların üzerinde olduğunu vurgulayan Ekmekçi, “Araştırmalar, bakım verme sorumluluğunun kültürel olarak büyük ölçüde kadınların üzerinde olduğunu gösteriyor. Kadınlarda tükenmişlik, iş-yaşam dengesi sorunları ve ekonomik kayıplar bu nedenle daha görünür hale gelmektedir” diye konuştu.
cumhuriyet.com
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.