Ergenlik Dosyası

Ergenlik Dosyası

Ecz. Zeynep Aksoy

 

Part 3 GECİKMİŞ ERGENLİK

Herkese merhaba, geçen haftalardaki yazılarımızda erken ergenlik konusuna değinerek, belirtileri, nedenleri, tedavisi, yan etkileri konusunda sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Bu hafta ise erken ergenliğin tam tersi bir durum olan gecikmiş ergenlik konusunu anlatacağım.

Nedir gecikmiş ergenlik?                                

Gecikmiş ergenlik, klinik olarak, popülasyon için normal aralığın ötesinde pubertal gelişimin ilk belirtilerinin olmaması olarak tanımlanır. Genellikle kızlarda 12 ila 13 yaş arasında meme gelişiminin olmaması veya erkeklerde 13 ila 14 yaş arasında testis büyümesinin olmaması olarak tanımlanır.

Genellikle nedeni gonadotropin salgılatıcı hormon üretimindeki işlevsel bir gecikmedir. Bu gecikme, yapısal büyüme ve ergenlik gecikmesi olarak bilinen bireysel genetik varyasyonlardan veya yetersiz beslenme/kronik hastalık gibi diğer işlevsel kusurlardan kaynaklanabilir.

Durmuş ergenlik ise ergenliğin, başlangıcından itibaren yaklaşık dört yıl içinde tamamlanmaması durumudur. Sağlıklı çocukların yaklaşık yüzde 95'i tam ergenlik gelişimlerini dört yıl içinde tamamlar. 

Değerlendirme

Hastanın ergenlik belirtileri tamamen yok mu, yoksa başladıktan sonra mı durdu ayrımının yapılabilmesi için detaylı yaşa göre büyüme tablosu değerlendirilir. Ergenliğe dair herhangi bir belirtinin sonradan kaybolup kaybolmadığı detaylı hasta görüşmeleriyle tespit edilir.

Konjenital anomali veya yapısal bir kusuru olup olmadığı incelenir.

Serum hormon düzeyleri ve fiziki muayene teşhis için esas unsurlardır.

Hastanın gelişimini engelleyecek ağır bir fiziksel aktivite içinde olup olmadığı tespit edilir.

İnflamatuvar bağırsak hastalıkları, çölyak, tümörler, psiko-sosyal yoksunluk, hipotroidizm, merkezi sinir sistemi bozuklukları gibi hipogonadizme yol açabilecek bozukluklar olup olmadığı durumları hekim tarafından değerlendirilir.

Tüm bunların yanında hastanın aile öyküsünde buna benzer bir durumla karşılaşılıp karşılaşılmadığı bilgisi de önemlidir.

Hastanın endokrin parametreleri değerlendirilir ve kemik yaşı ölçülür.

Fiziki muayenede ise boy, kilo, kol açıklığı, testis boyutu, meme gelişimi ve pubertal gelişimlerin incelenmesi de tanıyı doğru koymaya yardımcı olur.

1. Yapısal puberte gecikmesinde tedavi: Pubertenin normal bir şekilde kendiliğinden gelişeceği hasta ve ailesine anlatılmalıdır. Bu olgularda boy kısalığı ve ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi psikolojik sorunlara yol açabilir. Takvim yaşı >14, kemik yaşı >12 yaş olduğunda 3-6 ay süre ile düşük doz hormon tedavisi ile kısa süreli pubertal indüksiyon denenebilir. Bu tedavi ile ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi ve boy uzamasında hafif bir ilerleme kazanılması psikososyal stresi ortadan kaldırır. Üç aylık tedaviden sonra 3-6 ay ara verilerek pubertede ilerleme olup olmadığına bakılır; pubertal süreçte ilerleme yoksa pubertal indüksiyon ikinci kez denenebilir. Yapısal puberte gecikmesi düşünülen olgulara sürekli testosteron tedavisi kemik yaşını ilerleterek erişkin boy potansiyelini azaltacağından dikkatli ol0unmalıdır.

 2. Kalıcı hipogonadizmde tedavi: Kalıcı hipogonadizmi olan kız ve erkek çocuklara uygun yaşa geldiklerinde normal pubertal süreci taklit edecek şekilde düşük dozlarda hormon replasman tedavisi başlanarak erişkin dozlara çıkılmalıdır.

Erkek çocuklarda, hormon replasman tedavisine takvim yaşı 12-14 yaşlarında başlanır. Tedavide testosteron kullanılabilir. Hipogonadotropik hipogonadizmi olan erkek olgularda testosteron tedavisi ile ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi sağlanabilmekle birlikte, testislerde büyüme ve fertilite sağlanamaz.

Kız çocuklarda, östrojen tedavisine takvim yaşı 10-12 yaşlarında başlanır. Tedaviye düşük doz östrojen tedavisiyle başlanarak 6-12 ayda bir doz artırılarak iki yılda erişkin dozuna çıkılır. Yeterli gelişim sağlanıp sağlanmadığı takip edilir.

Sonuç olarak;

 1. Kızlarda 13, erkeklerde 14 yaşından sonra ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi gecikmiş puberte olarak tanımlanmaktadır.

 2. Puberte gecikmesi olan tüm olgular çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilerek genetik, hipotalamik, hipofizer, gonadal ve sistemik hastalıklar açısından araştırılmalıdır.

3. Erkek çocuklarda kızlara göre daha sık görülmekte olup, en sık nedeni yapısal puberte gecikmesidir.

4. Tedavi etyolojik nedene göre yapılır. Yapısal puberte gecikmesi olan çocuklarda psikososyal stresi ortadan kaldırmak için kısa süreli düşük doz hormon tedavisi verilerek puberte gelişimi izlenebilir.

5. Kalıcı hipogonadizmi olan kızlarda 10-12 yaşlarında, erkeklerde ise 12-14 yaşlarında östrojen ve testosteron tedavisine düşük dozlarda başlanır ve doz kademeli olarak artırılarak ikincil cinsiyet özelliklerinin normal fizyolojiye uygun olarak gelişmesi sağlanır.

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

 

Ecz. Zeynep Aksoy

 

KAYNAKLAR

1-Abacı, A., Çatlı, G., & Aydın, M. (2014). Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarında Tanı ve Tedavi Kılavuzları- Türkiye Milli Pediatri Derneği Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Ortak Kılavuzu. 4

2-William F Crowley, & Nelly Pitteloud. (n.d.). Approach to the patient with delayed puberty - UpToDate. Retrieved July 15, 2021

3- Kaplowitz PB. Delayed puberty. Pediatr Rev 2010; 31:189.

Eczacıdan Sağlık

DİĞER HABERLER
Kuduz şüphesinde ilk yardım nasıl olmalı?
İnfluenza geri geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !
Diyabeti Önlemek Mümkün
Saygı İle...
Obezite Kanser Riskini Arttırıyor
Hangi Duygumuzu Yiyoruz?
Hümektan nedir?
Miyastenia Gravis
Bağısak Kanserinde Basit Test
RETİNOIDLER
PNH hastaları korkmamalı
Lejyoner Hastalığı
Güneş koruyucunuzun doğru seçimi
Miyastenia Gravis
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun!
Bayramda Şekere Dikkat
23 NİSAN KUTLU OLSUN
Hurmanın Sağlığa Faydaları
Fibromiyaljide sağlık için 20 adım
Menisküs Yırtığı Nedir
Her Yönüyle “PPI”
Vertigo Nedir?
Kimyasallar ve Biz-I
Azalmış (Düşük) Yumurtalık Rezervi
Sağlığımızın Demirbaşı
14 Mart Tıp Bayramı
İlaçların Vücuttaki Yolculuğu
Huzursuz Bağırsak Sendromu

En Çok Okunanlar


Obezite Kanser Riskini Arttırıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, yaklaşık 2 milyar yetişkin obezite ile yaşamını sürdürürken, Türkiye’de obez bireylerin oranı %22’lere ulaşmış durumda bulunuyor.

Diyabeti Önlemek Mümkün

Her yaş grubunda ortaya çıkan diyabet vakalarının sayısı artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen, diyabetin çeşitli organlarda yarattığı etkilerin istenmeyen sonuçlara kadar ilerleyebildiğini belirtti.

Mitokondrilerimiz Kadar Konuşalım !

Kronik yorgunluk sendromu; hastalık tanısı alınmadığı halde fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgunluk veya tükenmişlik halinin 6 aydan uzun sürerek normal hayata devam edememe durumudur.

İnfluenza geri geldi

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 Influenza A, yeniden etkisini göstermeye başladı. Son günlerde çevremizdeki pek çok insan yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşıyor.